Halkın Hukuk Bürosu
HHB'DEN AÇIKLAMA: CUMHURBAŞKANI KAMUOYUNU YANILTIYOR
Açıklama No: 301
03.11.2009
37 yaşındaki politik kadın tutsak Güler ZERE, açık yasa hükümleri rağmen serbest bırakılmayarak ölüme gönderiliyor. Yapılan adli ve idari tüm başvurulara, ilgili bilim ve hukuk çevrelerinin tüm itiraz ve uyarılarına rağmen Güler ZERE serbest bırakılmıyor.
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun uyarınca hasta hükümlülerin infazının ertelenmesinin gerekmesine, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve diğer sözleşmeler uyarınca yaşam hakkı koruma altında olmasına rağmen, serbest bırakılmıyor. Tüm dünyanın gözleri önünde sadece vicdanlar değil aynı zamanda hukuk kurallarını çiğneniyor.
Cumhurbaşkanı 03.11.2009 tarihinde basının sorduğu Güler Zere hakkındaki sorulara "Duyarsız kalamazdım. Kendisi başvuru yapmadığı için süreç işlemiyor" şeklinde bilgi vererek kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadır. Bir Cumhurbaşkanının görevi, kamuoyunu yanıltmak, yalan söyleyerek demagoji yapmak değildir. Uygulanmayan kanun maddelerin uygulanması sağlamaktır, yaşama hakkına saygı duyuyor ise kanunlardan doğan yetkisini kullanmaktır.
Anayasada ifadesini bulan kanun maddesi şu şekildedir.
GÜLER ZERE SERBEST BIRAKILSIN
BU BİR ACİL HAYAT ÇAĞRISIDIR KAYITSIZ KALMAYIN GÜLER ZERE SERBEST BIRAKILSIN

Tecrit/Tretman modelinin uygulandığı Türkiye hapishaneleri yeni bir ölümün eşiğinde. Türkiye, İnsan haklarının korunmasına ve tutuklu/hükümlülerin haklarına ilişkin uluslararası tüm sözleşmeleri imzalamış olmasına karşın hapishanelerinde hak ihlalleri ve ölümler sürüyor Bağımsız insan hakları örgütlerinin tespitlerine göre sadece 2000–2009 yılları arasında kapatma mekânlarında 306 kişinin öldüğü sistemin yeni hedefi 14 yıldır özgürlüğünden mahrum olan 37 yaşındaki politik kadın tutsak Güler Zere.
Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından verilen hapis cezasının infazını çekmek üzere Elbistan Kapalı Hapishanesi'nde tutulduğu sırada Kanser hastalığına yakalanan Güler ZERE, gerek hastalığının geç teşhis edilmesi gerekse de teşhis edilen hastalığının tedavisinin “tedavi sırası” ve “mahkum koğuşunda yer bulunmaması” gerekçeleriyle başlatılmaması nedeniyle bugün ölümün kıyısına gelmiş durumda.
“Hükmedilen sürede özgürlükten yoksun bırakılmaktan ibaret” olan “cezaya içkin olan elem ve kederin etkisinin arttırılması açık bir kötü muamele olarak kabul edilmelidir. Keza kötü muamele için, bir tutukluya zarar vermek niyeti taşımak gerekmez; hizmet sunumunda “tümden yetersizlik ya da bir dizi bireysel olay” sonucu kayıtsızlık da aynı sonuca yol açabilir. Tedavi olanaklarının sağlanmasındaki başarısızlık/kayıtsızlık bu kapsamda değerlendirilmelidir. Nitekim tedavi süresi boyunca infaz idaresi tarafından sergilenen kayıtsızlık, sağlık tablosu açısından geri dönülemez bir noktaya gelinmesine neden olmuştur. Bu durumda İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ nin 2. maddesi ile güvence altına alınan “yaşama hakkı” , 3. maddesi ile güvence altına alınan “işkence ve fena muamele yasağı”nın açık şekilde ihlal edildiği anlaşılmaktadır.
5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 16. maddesi uyarınca cezanın amacı dışında etki yaratabileceği anlaşılan hallerde infazın geri bırakılacağı düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrası uyarınca tıbben tedavisine olanak bulunmayan veya tedavisi uzun sürebilecek bir takım hastalıklar halinde cezanın hastane mahkûm koğuşunda infazında hükümlünün hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa cezanın infazı geri bırakılacaktır. Güler ZERE’nin tutulduğu hastalığın türü, tedavi sürecinde yaşanılan olumsuzluklar birlikte değerlendirildiğinde durumun bu kapsamda değerlendirilmesi zorunludur. Ancak bu zorunluluğa karşın, bugüne kadar bu yönde yapılan başvurulardan herhangi bir sonuç elde edilememiştir.
Güler ZERE açık yasa hükümleri dikkate alınarak derhal serbest bırakılmalıdır. Aksi tutum ve uygulamanın yeni bir ölüme neden olacağı unutulmamalıdır. Kamuoyunu bu ölüme izin vermemeye çağırıyoruz.
HALKIN HUKUK BÜROSU
GÜLER ZERE ile dayanışma için Mektup: Çukurova Üniversitesi Balcalı Araştırma Hastanesi Mahkum Koğuşu/ADANA Ve Karataş Hapishanesi/ADANA
PROTESTO İÇİN
TC. Adalet BAKANLIĞI
06669 KIZILAY/ANKARA
TEL:90(312)417 77 70
FAKS:90(312)419 33 70
HHB'den Açıklama: Güler'in Durumu Ağırlaşıyor
Halkın Hukuk Bürosu 10 Ekim 2009 tarihinde yayınladığı 299 nolu yazılı açıklama ile Güler Zere'nin durumunun giderek ağırlaştığına dikkat çekti. Açıklamanın tam metni:
Açıklama No: 299
10.10.2009
GÜLER ZERE'NİN DURUMU GİDEREK AĞIRLAŞIYOR
Balcalı Hastanesi Mahkum Koğuşunda kanser hastalığının son evresinde bulunan Güler ZERE'nin durumu gittikçe ağırlaşıyor. 128 gündür hastalığının ağırlaşmasında etkili olan o kör hücrede yaşam mücadelesi veriyor. Güler, açık bilimsel bilirkişi raporlarına, rağmen hala serbest bırakılmıyor.
Bu raporlarda ağız ve boyun bölgesindeki kanserli hücreler nedeniyle Güler ZERE'nin yaşamının ağır risk altında olduğu ve cezasının ertelenmesi gerektiği belirtilmişti. Ancak Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın bilimsel raporları kabul edilmemiş bunun yerine Adli Tıp Kurumundan raporlar istenmişti. Siyasi saiklerle hareket ettiği bilinen Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu cezanın ertelenmesi talebini reddetmişti. İtiraz üzerine Güler ZERE'nin durumu Adli Tıp Genel Kurulu önüne gelmişti.
Adli Tıp: Yaşamı Risk Altında

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim dalı tarafından 22 Haziran 2009 tarihinde hazırlanan kanser hastası Güler Zere ile ilgili raporda '...Yaşamı ağır risk altında…
Cezaevi koşullarında bakım ve tedavisinin sağlıklı olarak yerine getirilmesi mümkün değil,
İyileşinceye kadar hapis cezasının infazı ertelenmeli.' deniyor.
Güler Zere hala tutuklu... Halkın Hukuk Bürosü konu ile ilgili açıklama yayınladı. Açıklamanın tam metni aşağıdadır:
Açıklama No:291
25.06.2009
"...YAŞAMI AĞIR RİSK ALTINDA…
CEZAEVİ KOŞULLARINDA BAKIM VE TEDAVİSİNİN SAĞLIKLI OLARAK YERİNE GETİRİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL,
İYİLEŞİNCEYE KADAR HAPİS CEZASININ İNFAZI ERTELENMELİ..."
İŞTE ADALET;
ERGENEKONCULARA "ÖZGÜRLÜK" GÜLER ZERE'YE ÖLÜM!!!
37 yaşındaki politik kadın hükümlü Güler ZERE, siyasal iktidar tarafından öldürülmek isteniyor. Güler ZERE'nin hastalığının teşhisi, tedavisi ve sonrasında yaşananlar bunu açıklıkla ortaya koymaktadır.
Çünkü, Elbistan Kapalı Hapishanesinde sağlık problemlerini defalarca infaz idaresine bildirmesine karşın, hekim ve hastane kontrolünden yoksun bırakılarak hastalığının vaktinde teşhis edilmesi engellenmiştir.
Çünkü, hastalığının kanser olarak teşhis edilmesinden sonra Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesine sevk edilmesine karşın, mahkum koğuşunda yer bulunmaması ve sıra gerekçeleriyle tedavisine başlanmayarak kanserin yayılması sağlanmıştır.
Çünkü, Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan rapora rağmen serbest bırakılmamaktadır.
Müvekkilimizin hapishane koşullarında tedavisinin mümkün olmadığı ve yaşamının tehdit altında bulunduğu gerekçesiyle infazının ertelenmesi talebiyle Adana C.Başsavcılığına yaptığımız başvuru sonrasında, savcılığın istemi üzerine Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından 22.06.2009 tarihinde hazırlanan raporda;
"Evre 4 malign oral kavite karsinomu nedeniyle ağır özürlü sayıldığı YAŞAMININ AĞIR RİSK ALTINDA OLDUĞU, şahsın bir başkasının bakım ve gözetimine muhtaç olduğu,
Radyoterapi de içerecek yoğun ve ağır bir tedavi gerekebileceğinden bu koşulların sağlanabileceği bir sağlık kuruluşunda tedavi ihtiyacı olduğu CEZAEVİ KOŞULLARINDA BU BAKIM VE TEDAVİNİN SAĞLIKLI OLARAK YERİNE GETİRİLMESİNİN MÜMKÜN OLMADIĞI,
Belirtilen nedenlerle İYİLEŞİNCEYE KADAR HAPİS CEZASI İNFAZININ ERTELENMESİNİN uygun olacağı…" belirtilmiştir.
Bu rapor aynı gün Adana C.Başsavcılığı'na gönderilmiş ancak GÜLER ZERE hala serbest bırakılmamıştır. Oysa 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 16. maddesi uyarınca cezanın hastane mahkûm koğuşunda infazı, hükümlünün hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa cezanın infazı geri bırakılmalıdır. Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan rapor Güler ZERE açısından infazın ertelenmesi koşullarının bulunduğunu açıkça belirtmesine rağmen C.savcılığının kayıtsızlığı devam etmektedir.
Başı ağrıyan TALONları, ERUYGURları tahliye eden Levent ERSÖZleri özel hastanelerde tutan sistemin Güler ZERE'yi ölüme terk etmesi dikkatle değerlendirilmelidir. Son olarak da Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Mustafa YURTKURAN'ı kanser hastalığı gerekçesiyle serbest bırakan adalet, açık raporlara rağmen hala Güler ZERE'yi görmemekte ısrar etmektedir.
Müvekkilimizin Adlı Tıp raporuna rağmen serbest bırakılmaması halinde ortaya çıkacak olumsuz sonuçlardan başta Adalet Bakanı ve Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü olmak üzere siyasal iktidarın sorumlu olacağını duyururken, kamuoyunu bu ölüme izin vermemeye çağırıyoruz.
Ayrıntılı Bilgi için;
www.gulerzere.org
www.gulerzere.net
HALKIN HUKUK BÜROSU
HALKIN HUKUK BÜROSU
Hürriyet Mah. Dr. Cemil Bengü Cad.
Çiçek Sok. No:3/3 KÂĞITHANE-İSTANBUL
Tel-Fax: 00.90.212.296 31 59
E-mail: halkinhukuk@gmail.com
TECRİT ÖLDÜRÜYOR; GÜLER ZERE SERBEST BIRAKILSIN!
Adana Karataş Hapishanesi'nde tutuklu bulunan Güler Zere bir süredir yayılmacı bir kanser ile savaşıyor. Halkın Hukuk Bürosu, 15 Haziran 2009 tarihinde yayınladığı 290 nolu yazılı açıklama ile Güler Zere'nin derhal serbest bırakılmasını istedi ve durumu hakkında bilgi verdi: TECRİT ÖLDÜRÜYOR; GÜLER ZERE SERBEST BIRAKILSIN! Ceza infaz sisteminde tecrit-tretman mantığının tehlikelerini anlatan kaygılarımızı ve öngörülerimizi birçok defalar kamuoyu ile paylaştık. İnfaz mevzuatının yarattığı sonuçları beraberce gördük ve hanemize notlar aldık. Ancak neden sonuç ilişkisini kurmaksızın, aynı nakaratı tekrarlayıp duran yetkililer hapishanelerde yaşanan ağır hak ihlallerinin üzerlerindeki sorumluluğunu arttırmaya devam etmektedirler.


